Gençlik şiirleri Kategorisi

Cumartesi, Mayıs 09th, 2009 | Editör: Cisem

Benim de bir zamanlar sevdiğim vardı
Beyaz dantel yakalı liseli bir kız.
Bağlarda, bahçelerde, yaylalarda yeşeren
Al karanfiller gibiydi aşkımız…
Gülünce içimde rengârenk güzel,
Güller açılırdı iri.
Hani bilirsiniz ya yıldızsız siyah
Geceler gibiydi gözleri.
Bir mermer çeşmeden akan su gibi,
Geçip gidiyordu günlerimiz.
Biz bize yaşıyorduk kendi kaderimizi
Bütün yaratıklardan habersiz.
Ve yuvada bekleşen sabırsız, küçük
Serçeler gibiydik ikimiz.
Gözleri konuşurdu susunca, mahzun:
‘Seni seviyorum’ derdi.
Sevdadan, gurbetten, hasretten yana
Sıcak [...]

Devamını oku

 

Salı, Mayıs 05th, 2009 | Editör: hunter

Ah anneciğim ah!
Çok erken bıraktın beni öksüz
Böyle yapayalnız, böyle çaresiz…
Şimdi kim uyutacak ki beni?
Kim ninni söyleyecek ki?
Soğuk kış gecelerinde kim?
Kim üstümü defalarca örtecek ki?
Ah anneciğim ah!
Kim soracak ki bıkıp usanmadan?
Aç mısın oğlum?
Yemek yedin mi yavrum?
Sofranı kurayım mı evladım? …
O an şefkat damlardı gözlerinden anneciğim
Duymamazlıktan gelirdim ki yine sorsun diye…
Ah anneciğim ah!
Sen bir defa öldün ben [...]

Devamını oku

 

Salı, Mayıs 05th, 2009 | Editör: hunter

Her ilişkinin bir yazgısı olmalı
kaderimdir bu sevda
aldığım hava, içtiğim su
yediğim ekmek kadar vazgeçilmez bir sevdadır bu
Bir zamanlar
bahar coşkusunda
dürüstlüğün cemresinde yeşerirdi sevincimiz
mehtaba göz kırpan yıldız
mutluluğun ışığını taşırdı göz bebeklerimize
dostlarımız çoktu
değildik böyle yalınız
kaldırımların uykuya vardığı ada
en güzel masalları dinlerdik
gün yorgunluğunun küllendiği ocak başında
Şimdi
karanlığa çivili gözlerin
yeni fırtınaların gelgitleriyle yorgun bedenin
elinde ıslak bir mendil
dünün ihtişamıyla vedalaşır gibisin
hangi kabuslu düşlere [...]

Devamını oku

 

Salı, Mayıs 05th, 2009 | Editör: hunter

Kapı ile durak arası on metreydi,
Bir kedi koşuyordu durağa doğru …
Sanki otobüs gelmişti
Filan yerden …
Bir düşündüğü vardı çiçeklerin köpekli kadının ardında
Sarhoş kahkahaları
Hele hele onların iğrenç bakışları
Tıpkı ateş üzerine yağan kar gibi
Eriyip gidiyordu …
„Dur be adam…” demek istiyordum ;
En uzaktaki, el kol işareti yapan
Kırk iki yılını hiç etmiş birisine…
Hele onunla bir olan
Kırk sekizlik, elli beşlik ve [...]

Devamını oku

 

Salı, Mayıs 05th, 2009 | Editör: hunter

Maçka´dan aşağı bir tütüncü tanıdık
Bir şişe rakı bir merhaba maksat hatır
Her akşam ayaküstü birkaç lâf atardık
Ardımdan o kalkar dükkânını kapatır
Ben açardım İstanbul´a karşı rakımı
İstanbul´a karşı iç iç düşün bu ne iştir
Günün bir yarısı çamur öbür yarısı
Durup dururken başlıyan o baş ağrısı
Bunca yıl yalan okuduk yalan söyledik
Aklına kim gelirse gelsin bağır ver veriştir
Üzgün kısmeti kapalı koca [...]

Devamını oku

 

Salı, Mayıs 05th, 2009 | Editör: hunter

Şehirde bir kasvet,
Rüzgârda bu dâvet,
Enginde hürriyet,
Serde gençlik varken,
Beyaz açılırken
Bu mavi sularda
Her gün binbir yelken,
Âni bir kararda,
Edip şehre veda,
Niçin acep niçin
Sen de bir geminin
Yolcusu değilsin?
Şehirde bu kasvet,
Rüzgârda bu dâvet,
Enginde hürriyet,
Serde gençlik varken.
Cahit Sıtkı Tarancı

Devamını oku

 

Salı, Mayıs 05th, 2009 | Editör: hunter

Çokları ilk gençliğinde
Hülyalı olur, sevdalı olur
Ekmek elden, su gölden
Evin parası cebinde
Karun misali olur.
Kaç kişi çıkar o devirde
Geçici dünyada insana
Kalıcı değil ana baba
Bunu derinden bilir de
Takar dişini tırnağına.
Hey gençlik, gençlik, gençlik
Avarelik günleri
Ne tatlıdır o yok mu
Duymamak yokluğunu
Dünyada hiçbir şeyin.
Hey gençlik, gençlik, gençlik
Kitaplarda bunalmış
Bir gencin hüzünleri
Elde yok, avuçta yok
Mahrumiyet günleri.
Behçet Necatigil

Devamını oku